Bir Ritüel Hikayesi…

Bu günlerde Martin Lindstrom’un buy.ology kitabını okuyorum. Ritüeller ile ilgili bir bölümde Corona biralarını anlattığı örnek çok ilgimi çekti ve yorumlarımla birlikte paylaşmak istedim. Örnek şöyle:

Corona biralarının yanında iki limon dilimi gelir, limonlar sıkılıp şişelerin ağzına tıkıştırılır, şişe ters çevrilip çıkardığı o fışırtı sesi duyulur ve biralar yudumlanır. Peki, bu ritüelin nereden çıktığını biliyor musunuz?

b

Martin Lindstrom bu konuda 3 seçenek sunuyor:

  1. Birayı limon dilimiyle içmek biranın tadını güzelleştirdiği için, bu Corona içerken kullanılan Latin kültürüne özgü bir yöntemdir.
  2. Limon, şişeleme ve sevkiyat sırasında şişede oluşabilecek bakterileri yok edeceği için, bu mikroplara karşı geliştirilmiş eski bir Orta Amerika alışkanlığından kaynaklanan bir ritüeldir. (Bu seçeneğe bir Gıda Mühendisi adayı olarak katılmıyorum. Ancak bu, gıda bilimi eğitimini almamış çoğu kişinin aklına gelebilecek bir sebep. Bira; içeriği ve pH değeri göz önüne alındığında limon ile korunmaya gerek olan bir içecek değildir. Yazmadan duramadım, konumuz bu olmadığı için kısa kesiyorum. )
  3. Corona-limon ritüeli ilk olarak 1981 yılında adı bilinmeyen bir restoranda çalışan bir barmenin arkadaşıyla bir Corona şişesinin ağzına bir limon tıkarsa bar müşterilerinin kendisini taklit edip etmeyeceği üzerine bahse tutuşmasından çıkmış bir ritüeldir.

Doğru cevap şaşırtıcı bir şekilde üçüncü seçenek. Rastgele bir gecede bilinmeyen bir barmenin uydurduğu bu ritüelin, Corona’nın ABD pazarında Heineken’e yetişmesine katkı yaptığı düşünülüyor.

İşte hikaye oluşturmaktan kast edilenin tam olarak bu olduğunu düşünüyorum ben. İnsanlara deneyimleyebileceği, alışkanlık haline getirebileceği farklı şeyler sunuyorsunuz. Hikayeler marka ile aramızda duygusal bağ kurmamızı ve markanın aklımızda yer etmesini sağlıyor. Bizim markamız şöyle iyi böyle tatlı öyle güzel demektense onlara bunu tecrübe ettiriyorsunuz.

Buy.ology kitabında anlatılan, deneyler sonucu insanların aklıyla değil duygularıyla karar verdiği. Bu nedenle mantıklı olmaktan çok insanların duygularına dokunmalı markalar. Sadece bir marka değil, insanların yaşamlarının parçası olmalı.

About Nurdan Tanrıver

Pazarlama alanına ilgi duyan bir Gıda Mühendisi adayıyım. Hakkımda ayrıntılı bilgi için Ben Kimim bölümüne bakabilirsiniz.

No comments yet.

Bir Cevap Yazın